Divrigi Haber
  KONFERANS
 

C.Ü.Divriği Meslek Yüksek Okulu, 03.06.2008 Salı)

GENÇLERE REHBERLİK
(Konferans)
             Gençlik; gelişme çağındaki bireyde, kişiliğin oluştuğu ve geleceğe yönelik hayati adımların atıldığı kritik ve dinamik bir süreçtir. Unesco kriterlerine göre 12-24 yaş diliminde olanlara genç deniliyor. Dini kaynaklarda ise 33 yaşına kadar olanlar   genç kabul edilmektedir.
Gençte; umut ve ideal, enerji ve aksiyon zirve noktasında, bilgi ve tecrübe, irade ve idrak ise başlangıç aşamasındadır. 
Genci,ileri düzeyde bireğitimle profesyonel bir eleman ve yüksek bir ahlak ile erdemli bir insan haline getirebileceğimiz gibi, anarşik bir ortamın etkisine terk ederek tehlikeli bir varlık olmasına da sebep olabiliriz. Bu sebeple gençlerimizi; ben kimim, yarınım nasıl olacak, görev ve sorumluluklarım nelerdir? sorusu üzerine düşündürerek ve aydınlatıcı bilgiler vererek doğru cevabı bulmalarına rehberlik etmeliyiz.
Genç kimdir ve ne işe yarar? Bu soruyu her dünya görüşü ve meslek kendi açısından cevaplar: Bir ekonomiste göre genç aktif bir tüketici, işadamına göre dinamik bir beşeri kaynak, öğretmen ve öğretim üyesine göre öğrenci, komutana göre hazır asker, düşünürlere ve hocalara göre ise geleceğin mimarlarıdır.  Her uzman kendi mesleğine göre gençliğe bir misyon biçiyor ve ona göre bir vizyon tayin ediyor. Ben de bu  konuşmamda dini bir yetkili olarak gençliği doğal olarak kendi mesleğim açısından tanımlayıp konumlandıracağım.
Bana sorarsanız gençliğin misyonu, geleceğe hazırlık için şu anda yapması gereken işi yapmak, stratejik hedefi, ebeveynini geçmek, vizyonu ise geleceği bu günden daha iyi bir hale getirmektir.
 Gençlikdöneminin iyi değerlendirilmesi, parlak bir gelecek için zaruridir. Zira bu günün gençleri, yarının etkili ve yetkili fertleri olacaklardır. Hayatta bazı şeylerin telafisi mümkün değildir. “Ağaç yaş iken eğilir” atasözünde de belirtildiği gibi gencin eğitimini zamanında yapmayan toplumlar, gelecekte ağır bir bedel ödemek zorunda kalırlar. 
            İyi bir eğitim,öğretim ve istihdam ile gençliğini geleceğe hazırlayan toplumlar, 30 yıl sonrasını garantilemiş sayılırlar. Bunun için belli bir dünya görüşü ve sosyal projesi olan dini,felsefi,siyasi ve düşünsel kuruluşlar gençliği hedef kitle olarak seçmişlerdir. Biz, halkının % 99’unun Müslüman olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Acaba bu ülke insanının çoğunluğunun inandığı İslam Dininin gençliğe bakışı ve yaklaşımı nasıldır? Konuşmamızda bunu anlamaya ve anlatmaya çalışacağız.
            İslam Dini, bireyi ergenlik döneminden itibaren mükellef kabul eder. Ergenlikten itibaren yaşamı boyunca mükellefler, imkanları ölçüsünde sorumluluk sahibi olurlar. Sorumluluklar, yaşlara göre değil imkanlara göre değişir. Bu sebeple İslam’da gençlik, sorumluluk açısından değil, eğitim ve hazırlık açısından özel bir öneme sahiptir. Gençlik dönemi kişiliğin oluştuğu ve hayat yolculuğunda rotanın tayin edildiği bir dönem olduğu için İslam Dini gençliğin eğitimine özel önem vermiştir. Kur’an-ı Kerimde, belli bir amaç için çalışan prensip sahibi gençler övülmektedir:
“Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.”  (Ahzab,23)      
Din ve vatan savunması söz konusu olduğunda önce gençlere görev verilmektedir. Günümüz askeri anlayışında da 20 yaşındaki gençler silah altına alınırlar.
Peygamberimiz de iyilik üzere olan gençleri şöyle övmüştür:
  "İnsanlar içinde Allah'ın en çok sevdiği kimse, kötülükleri terk edip iyiliklere yönelmiş olan gençlerdir." (Ramuzu’l-Ehadis,s.383)   
 Bir insanın güzel ahlak sahibi ve dindar olması önemlidir ama gencin güzel ahlakı ve dindarlığı Peygamberimiz tarafından  ayrıca övülmüştür. Ahiret gününde mahşer meydanında hususi olarak gölgelendirilecek kimseler arasında Peygamberimiz, “Kalbi mescitlere bağlı ve Allah’a kulluk için çaba harcayan gençler” i de saymıştır.
            İslam Dininin gelişmesinde ve yayılmasında gençlerin çok önemli katkıları ve emekleri olmuştur. Zengin ve asil bir ailenin ferdi olarak genç yaşta müslüman olan ve ailesinin bütün baskılarına rağmen inancını koruyan Mus’ab bin Umeyr, hicretten önce Medine’ye öğretici rehber olarak gönderilmiş ve kısa sürede  Medine halkının çoğuna yakınının müslüman olmasına vesile olmuştu. Mus’ab, Uhut savaşında da İslam’ın bayraktarlığını yaparken şehit olmuştu. 
Peygamberliğin beşinci yılında Habeşistan’a(şimdiki adı Etiyopya) yapılan ilk zorunlu hicrette muhacirlerin başı ve temsilcisi genç sahabi Peygamberimizin amcazadesi, Hz Ali’nin kardeşi  Cafer b. Ebi Talip idi. Enes bin Malik, Abdullah b.Mes’ud,Abdullah bin Ömer ve Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Amr bin As bir öğrenci olarak, Hz Aişe de bir eş olarak gençlik yıllarını Peygamberimizin yanında geçirerek İslam’ın önde gelen hadis,tefsir ve fıkıh alimlerinden olmuştur.
Anadolulu Süheyb-i Rumi, İranlı Selman, Habeşistanlı Bilal, Yemenli Huzeyfe de genç sahabelerdendi.  Dikkat edilirse Peygamberimizin etrafında diğer ülke ve uluslardan da insanlar bulunuyor. Yine 20 yy’lın ünlü İslam tarihçisi Muhammed Hamidullah’a göre Genç Müslümanlardan Ammar’ın annesi Sümeyye de Türk’tür. Sümeyye Hanım, İslam’ın ilk yılında (m 610)Müslüman olmuş ve şehit edilen ilk Müslüman hanım olarak da tarihe geçmiştir. (Hasan Demir, Yeni Çağ, 02.06.2008)
Hz.Ali ise genç yaşta hem alim hem de bir kahraman olarak İslam tarihinde önemli bir yere sahiptir.  O, Peygamberimizin, “Ali ilmin kapısı, Allah’ın aslanı övgüsüne mazhar olmuştur. Mürtet(Müslüman olduktan sonra  eski dinine dönen) ve asilere karşı hazırlanan ordunun başına Peygamberimiz on dokuz yaşındaki Üsame bin Zeyd’i komutan olarak tayin etmişti. Yemene gönderilen bu ordunun içinde Üsame’den daha faziletli ve tecrübeli kişiler de bulunuyordu.
Fatih Sultan Mehmet de İstanbul’u fethettiğinde yirmi bir yaşındaydı. Şu husus hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, büyüklerinin tecrübelerinden yararlanmasını bilen gençler, kendilerine fırsat verildiğinde giriştikleri işte daima yaşlılardan daha başarılı olmaktadırlar.  Sarıkamış’ta 90.000, Çanakkale’de 250.000, Kurtuluş savaşında 15.000, terörle mücadelede 10.000’den fazla şehidin tamamının genç olduğunu, onların kahramanlıkları sayesinde şu anda huzur ve güven içerisinde yaşadığımızı akl-ı selim sahibi herkes takdir eder. Yeri gelmişken, bu güne kadar vatan savunmasında hayatını feda eden yiğitlerimizi rahmet ve minnetle anarken, halen görev başında olan erlerimize de Allah’tan muzafferiyetler dileriz.
Gençlikte elde edilen bazı kazanımlar:
  • İyi bir eğitim ve meslek öğrenimi,
  • Örf,adet, güzel ahlak ve görgü kurallarının öğrenimi,
  • Kişiliğin ve karakterin oluşumu,
·        Ebeveyne ve büyüklere saygı, temizlik, dürüstlük, doğruluktan ve haktan yana olma, düzenli ve disiplinli çalışma gibi güzel ve faydalı alışkanlıkların kazanımı
·        Kötü arkadaş çevresi, yanlış rehberlik yada ilgisizlik sebebi ile sigara, içki, uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıkların önlenmesi,
·        Vatan, millet ve din için çalışma ve gerektiğinde fedakarlık gibi ulvi duyguların geliştirilmesi…   
İslam Dini gencin doğal ve psikolojik ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak onu geleceğe hazırlar. Olgun,ahlaklı,erdemli, kendisine ve çevresine yararlı bir fert olması için ona rehberlik yapar.
İslam’ın ilk yıllarında Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.s)’in gençlerle ilişkisi ve diyaloguna dair birkaç örnek verecek olursak gençliğin eğitiminde nasıl bir yöntem takip edildiği de kolayca anlaşılır.
  • Bir genç Peygamberimize gelerek, sevdiği bir kız ile nikahsız birlikte olmak istediğini, bu hususta kendisine özel izin verilmesini istiyor. Orada bulunanlar, “Bu ne saygısızlık, Peygamberle böyle nasıl konuşulur” şeklinde aralarında konuşuyorlar. Peygamberimiz sakin ve müşfik bir ses tonu ile o gence dönerek;
-Senin annen var mı?
-Var.
-Kız kardeşin var mı?
-Var.
-Halan, teyzen var mı?
-Var.
-Bir başkasının da senin annen, kız kardeşin, halan ve teyzenle senin isteğinin aynısını yapmak istediğini düşün, deyince genç sert bir ses tonu ile,
-Olmaz, buna asla izin veremem, diyor.
Peygamberimiz de taşı gediğine koyuyor:
-İşte senin sevdiğin hanımın da babası, erkek kardeşi, amcası ve dayısı var.  Nasıl ki bir başkasının senin yakın akrabalarından bir hanımınla  nikahsız birlikteliğine razı olmazsan, onlar da razı olmayacaklardır. Genç ikna olmuş bir halde oradan ayrılıyor. Genç, söz konusu arzusu dolayısı ile Peygamberimiz tarafından ayıplanmıyor, kınanmıyor, olayın farklı versiyonu hatırlatılarak ikna ediliyor.
·        Bir savaş öncesi Abdullah bin Cabir, Peygamberimizden kendisini de orduya alması konusunda istirhamda bulunuyor. Peygamberimiz, Abdullah’ın anne ve babasının yaşlı olduğunu, şehit olması halinde yaşlı anne ve babasının zor durumda kalacağını biliyor ve Abdullah’a diyor ki:
-Senin cihadın, anne ve babana hizmettir.
Görüldüğü gibi Peygamberimiz, bir gencin anne ve babasına hizmet etmesini,   Allah yolunda savaşmaktan daha üstün tutuyor.
·        Bir gün Peygamberimiz (s.a.s), “İçimizde akrabası ile bozuşmuş biri yüzünden duamız kabul olmuyor, bu her kim ise gidip arasını düzeltsin” diyor. Teyzesi ile arası açılmış bir genç kalkıyor, teyzesinin yanına gidiyor, ondan özür diliyor ve geri dönüyor. Bunun üzerine Peygamberimiz işte şimdi oldu, buyuruyorlar.
Gençlere rehberlik yaparken önce onları tanımaya ve isteklerini anlamaya çalışalım:
·        Gencin güçlü enerjisi ve istekleri vardır. Gencimiz, enerjisini dengeli kullanması, isteklerini de makul tutması ve aşırılıklardan uzak durması halinde başarıya ulaşacağını bilmelidir.
·        Gencin bazen kahramanlık duyguları depreşir, dünyayı kurtaran adam rolünü üstlenir.  Gencimiz önce kendisini kurtararak kendi yaşamının kahramanı olmalıdır. Kendisine yararı olmayan aksine ailesine ve çevresine yük olan bir genç nasıl kahraman olabilir?  Son yıllarda Kurtlar Vadisi dizi film kahramanı olan Polat Alemdar, neredeyse gençliğin idolü haline gelmiştir. Şu anda 17 yaşında olan oğlum 13 yaşında iken bir soru sordu:
-Baba, adam öldürmek günah mı?
-Tabi ki oğlum, adam öldürmek, yani cinayet en büyük günahlardan biridir. Kur’an’da, “Bir kişi öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibi olur” (Maide,32) buyuruluyor, dedim. 
-Ama devlet için adam öldürürsen günah olmaz, diye itiraz etti.
-Oğlum, devlet adam öldürmez, ayrıca bizim ülkemizde de artık idam cezaları kalktı, dedim.
-Ama Polat Alemdar,  devlet için adam öldürüyor ve hep de kötü insanları öldürüyor, biz de o anda kötü insanlar öldüğü için seviniyoruz, dedi.
Ben bu diyalogdan, bu ve benzeri dizilerin, cinayeti ve yargısız infazları en azından zihinlerde meşrulaştırdığını tespit ettim. Adam öldürmeyi kahramanlık sanan gençler olduğu sürece, onları bir şekilde ikna ederek terörist emellerine alet etmek isteyenler de mutlaka olacaktır. Gençlerimiz, şiddetle hiçbir sonuç elde edilemeyeceğini, şiddetin yıkım, kan ve göz yaşına yol açacağını, bunun da kalıcı düşmanlıklara yol açacağını iyi bilmelidirler.
·        19 Yaşında İslam ordusunun komutanı olan Usame bin Zeyt, daha genç yaşlarda (muhtemelen 14-15) bir çobanla karşılaşıyor, çoban Müslüman olduğunu söylüyor, ama Üsame inanmıyor, “Bu benden korktuğu için kelime-i şehadet getirdi” diye düşünüyor ve çobanı orada öldürüyor. Bunu duyan Peygamberimiz Üsame’ye “Kalbini açıp baktın mı, kalbini açıp baktın mı? diyerek o kadar kızıyor, o kadar kızıyor ki, Üsame, “Kekçe o güne kadar Müslüman olmasaydım da ondan sonra Müslüman olsaydım” diye düşünüyor. Öldürülen çobanın ailesine tazminat ödenerek durum düzletilmeye çalışılıyor.
Fiili savaş hali, casusluk,isyan ve ihanet dışında dinimiz adam öldürmeye cevaz vermez. İslami terör tanımlaması bana göre psikolojik savaşın bir taktiğidir.  
·        Genç bazen sevgi ve aşk saikiyle kendisini romantizmin rüzgarına kaptırır. Bu durumda da gencimiz, makul ve ölçülü hareket etmesi halinde özlemini duyduğu mutluluğa erişeceğini  bilmelidir. Sevgi, fıtridir ve tabiidir ama aşk bir tür gönül hastalığıdır. Kimseye gönül hastalığına kapılmasını önermeyiz ama aşıklara da tıpkı hastalara olduğu gibi merhametle yaklaşmak gerektiğini düşünürüz. Aşk bir bilgisayar virüsü gibidir, sevgi programı dışında bütün programlarınızı bloke eder ve devre dışı bırakır, hatta fazla enerji akımı sebebiyle bazı hardwarenizi ve harddiskinizi yakabilir. Her şey yerinde ve zamanında güzledir. Her şeyin aşırısı zararlıdır.
·        Genç, güzel bir gelecek özlemi ile hayalini süsler. Genç, özlemini duyduğu güzel geleceğe sistemli çalışma ve fırsatları iyi değerlendirerek ulaşabilir. Şans  yoktur, kısmet vardır. Sizin şans dediğiniz şey, tam donanımlı kimselere konjonktürün sunduğu fırsatlardır.
·        Genç, toplumda kanaatlerinin dikkate alınmasını ve yetişkinler gibi saygı görmeyi bekler.  Saygılı olan saygı görür, büyük sözü dinleyenin sözü dinlenir.
·        Gençlik, geleceğe ilişkin hayati kararların(evlilik-işe girme vs) alındığı bir dönemdir.  Bu dönemde acele karar verenler ve ailesi ile istişare etmeyenler bir ömür boyu pişmanlık duyacağı ve telafisi imkansız hatalar yapacağını bilmelidirler.
·        Dünyayı değiştirmek isteyen bütün düşünce akımları gibi şeytanın da hedef kitlesi özellikle gençlerdir. Şeytan profesyonel bir hacker gibi harddiskimize yerleşerek nefis adlı virüsü aktif hale getiriyor. Buna karşı etkili bir antivirüs kullanmalıyız. Bence bu anti virüs ise güzel ahlaktır. Ancak bunu da ibadetlerle güncellemek gerekiyor.
·        Gençlerde milli duygularda en üst seviyededir. Ölçülü olmak şartıyla milli duygular gerekli ve faydalıdır. Bu konuda ölçüyü kaçıranlar faşizme kayar.
·        Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, doğarken seçmediğiniz ve tercih etmediğiniz durumları, hiçbir zaman gurur duyulacak yada utanılacak bir duygu olarak görmeyiniz. Yani, cinsiyetiniz, saç,göz ve ten renginiz, aileniz, kabileniz, kabilenizin mezhebi ve meşrebi sizin için ne utanılacak ne de gurur duyulacak bir olgudur. Eğer doğuştan sahip olduğunuz durumlardan hoşnutsanız Allah’a şükredebilirsiniz. Siz, mükellef olduktan sonra kazandıklarınıza bakacaksınız. Kendi aklı, iradesi, emeği ile bir yerlere gelenlere saygı duyar, zararlı alışkanlıklar kazanarak kendine yazık edenleri de dışlamadan onlara yardımcı olmaya çalıştığınızda çatışma ortamı için hiçbir gerekçe kalmaz.
·        Dileklerinizin mümkün olması ve ideallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim.

Kaynak
                    (Mukadder Arif YÜKSEL Divriği Müftüsü)

 
  8 ziyaretçi  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=